Anasayfa > ARB Blog

Blog

Haz22

Celtman Yaris Raporu

 |  Kategori: Haberler  |  Yorum: 4 yorum

etiketler  ARBCeltmanCxtriXtreme TriathlonadventureAli Riza Bilal

Celtman Yaris Raporu
Buz gibi suda  ve bilmedigimiz denizanalari içinde 3.5km yüzme
Yagmur ve rüzgar altinda 200km bisiklet
Cila olarak 38km dag maratonu.
 
Iste buna CELTMAN diyorlar.
Extreme triatlonlarin üçlemesinden en eski iki tanesinden biri olan Celtman'i bitirdim. Bitirdim ama nasil bitirdim gelin bir de bana sorun. Emdigim ve emmedigim sütler burnum dahil her yerimden gelirken vücudumu ve beynimi nasil zorladigimi yazimda okuyabilirsiniz.
Geçen yilki Thor maceramdan sonra extreme triatlonlara iyice sarmis durumdayim.Adrenalin ve acinin insana zevk verdigini ,alisanlik yaptigini hepimiz biliyoruz.  
Bende o kervana katilali yillar oldu zaten. Devamli kendimi daha nelerle sinayabilirim derken geçen yilki Thor maceramdan sonra extreme triatlonlara iyice sarmis durumdayim. Adrenalin ve acinin insana zevk verdigini ,alisanlik yaptigini ve bana iyi geldigini fark ettim. Durum buyken bu sene 4. kez Norseman kurasina, ilk defa Celtman ve Patagonman kuralarina girdim. Norseman tabii ki yine çikmadi. Celtman çikinca hemen atladim.
ThorXtri Bitisinde 2017 
 
Mental olarak en zor olan sey aylar süren çalismalar aslinda. Bakmayin yarisin o kadar zor oldugina. Yarista ne kadar 10 yas yaslanmis görünsemde zevk aliyorum. Nasil zevk aldigimi yazinin ortasinda anlayacaksiniz.
 
Celtman'de maraton kisminda 2 dag zirvesi geçisi var. 18.km den sonra yaninizda asistan kosucu olmasi mecbuiyeti var. Zira 3.5km soguk sudan çikip 200k bisiklet pedalladiktan ve 18k azarzide kostuktan sonra "bu adamlar ordan burdan uçmasin dagdan asagi düsmesin" diye yaninizda asistan arkadasiniz ile kosmaniz mecbur tutulmus. Ben de asistan olan sevgili arkadasim ayni zamanda outdoor tutkunu, fotografçi, doga asigi, kte sürfçü, triatlet yani tam teçhizatli kameraman Cevat misali Dinçer Sertkaya ile gitmeye karar verdim. Sagolsun o da gelmeyi çok istedi. Hatta birlikte Istanbulda antrenmanlar yaptik arazi yarisi kostuk. SwimRun Akyaka etaplarini birlikte kostuk.
Kaldigimiz Diabaig Köyü tarihi 1366'ya dayaniyor
 
Bu tip yarislara 200 veya 250 kisi aliyorlar kura ile.Seyirci yok. Yolda neredeyse hiç hakem yok. Official beslenme noktasi yok.Yollar trafige açik.Yani seni alkislayan beslenme için eline su,kola yyecek tutusturan yoruldugunda gaza getirecek seyirciler yok.Güzelce hazirlanmis çadirlarda degisim noktasi yok. Tek seyircin, tek degisim noktan asistanlarinin kullandigi araba.Yol boyu o araçtan beslenme yapabilir sadece onlarin alkislarini duyabilirsin.
Psikolojik dayaniklilik çok önemli.
Kinlochewewe'den Torridona Inis
 
 
Iskoçya'nin Kuzeyinde Torridon köyünde baslayacak yaris oranin yaylasi, yani filmlerden duydup isittigimiz Highland. Aklima hep Christopher Lambert ve Sean Connery'nin oynadigi fantastic film Highlander geliyor, acayip heyecanlaniyordum. Ayrica 1992 yilinda Kürek dalinda Dünya üçüncüsü oldugum ülkeye 26 yil sonra gidip bambaska bir sporda yarisacak olmanin heyecani da vardi.
Her ne kadar rakim daglarda 1000 metreler civarinda olasa da o bölgenin kutupa yakin olmasi sanki 2bin metre rakimdaymis hissiyatini ve cografik özelliklerini veriyor.Hal böyle olunca heryer yemyesil, sulak, yagmurlu ve bulutlu.
Sabah 01.30 da kalkiyoruz odundan yapilmis kulübemizde.Canim karim Göksu diger asistanim. Bakmayin asistan dedigime Göksu da Dinçer de beni ceplerinden çikarabilecek sporcular.Karim benden daha iyi bir kosucudur mesela. Ayrica Ironmandir. Dinçerin yeteneklerini saymakla bitiremem.Ama bu serüvende bana asistanlik yapiyorlar. Bu seferlik böyle.
Göksu'nun hazirladigi kahveyi içerken fistik ezmeli ekmeklerimi yiyorum. Sonra geceden yükledigim arabamiza atlayip  sagdan sagdan gidip :-)  17k ilerdeki T1 yani yüzmeden çikip bisiklete bincegimiz noktaya hareket ediyoruz.
Bisikleti yerine yerlestirip hazirlanmaya basliyorum.Önce vücuduma Göksu aci biber özünden yapilmis isitici yagi sürüyor.Bunu önceden denedim vücudu bayagi isitiyor. Sonra wet suiti giyiyorum. Boynuma ve özellikle suratima vazelin sürüyoruz soguga,sürtünmeye ve deniz analarina karsi.
Yüzme'den hemen önce 
 
Denizanalari.
Celtman'in logosuna dikkatli bakin lütfen.
 
Celtman Logosu Deniz anasinin iç tarafi
 
Deniz anasinin içindeki halkalar bizim yarisin logosu. Meger yüzecegimiz yer bunlarla doluymus. Hatta uyariyorlar 2 cins daha var su anda pek yoklar ama nadirende olsa görülürler.Bu bilgiyi önceden de almistim zaten. 
 
 
Çok aci veren degisik bir denizanasi türü 
 
Baslangiç için otobüslerle bizi ileri götürüyorlar. Bildiginiz su kenari tarla. Mesaleler yaniyor. 2 tane dev Celtman logosunu yakiyor alevler içinde yanarken Kiltlerini giymis Iskoç davulcularu ve gayda nabzi hizlandiran ritimler çaliyorlar.Herkes heyecan içinde. Zaten sakin olmak elde degil. Dünyanin dört bir yanindan seçilmis akli kit bizler denizanalari ile dolu buz gibi suda 3.4k yüzmeye baslayacagiz sabahin 5inde.
 
Yaris hatirasi foto çekildikten sonra haydi suya diyorlar.Gel gitden dolayi midye ve yosunlarin arasindan agir agir suya yürürken Kiltli Iskoçlar agir agir trampet çaliyor. Sanki infaza gidiyormus hissi uyandi bende. Kardesim alt tarafi yüzecegiz infazda nerden çikti simdi.....
Cilt giymis Celtman Bandosu 
 
 
Su soguk ama bekledigim kadar degil. Belki de son 2 aydir devamli olarak soguk su ile dus almamdan kaynakli alistim, bilemiyorum.Düdükle birlikte suyun içinden start aliyoruz.Hizli degil ama çok yavasta olmayan bir tempoda bsaliyorum.Önce bir kaç kisi ile bogusup kendime buldugum bir açikliktan ilerlemeye basliyorum. Tempom kendimce iyi. Her 3,4 kulaçta bir kafami göz hizasina kaldirip kerteriz aliyorum. Önce bir adayi dönüp içeri dogru ilerleyip sonra ikinci adanin önünden ana karaya dönüp çikacagiz. Nerde bu denizanalari diye düsünürken tek tek basliyorlar karsima çikmaya. Bildigimiz Marmarada Egede olanlar bunlar.Tanidik yani. Bazilarinin içi sari turuncu iç içe geçmis halkalardan var. Iste bunlar vurursa fena çarpar.Ufakken bogazda yüzerken çok çarpmisti beni. Su soguk oldugundan yarismacilarin %90 indan fazlasi eldiven ile yüzüyor Ben de eldiven ile yüzenlerdenim.Eldivenlerim elimden çikmasin diye cirt cirt bant bile diktim. Ancak sag elimin parmaklari su doluyor ve her kulaçta hem agirlik yapiyor hemde kulacimi bozuyor Çok sinir bozucu. Bunla ugrasirken sol yanagim ve dudaklarim aci içinde kaliyor. Inanilmaz bir aci içinde irkiliyorum. Hay Lanet buldu bir denizanasi beni. Ama ben onu göremedim Sanirim nefes alirken saga döndügümden çarpti. Aci içinde yüzmeye devam ediyorum Bir yandan sag elimin parmaklarini yerine oturtmaya çalisirken simsiyah su çinde bir canli görüyorum O an kendimi uzay boslugunda garip bir yaratikla burun burunaymis gibi hissettim.Hayatimda görmedigim igrenç bir denizanasi upuzun sasvar kollari ile  tam karsimda.Panikle kaçmaya çalisirken su yutuyorum ve bacagima kramp giriyor.Buz gibi suguk suda alisilmisin disinda bir hareket yapmak krampa yol açar.Hemen yön degistiriyorum Çok dikkatli suyun içini tarayarak yüzüyorum.Ilk adanin ortalarina geldigmde artik deniz analari biraz seyrelmis durumda. Bir oh çekecekken yine sol yanima uzayli yaratigin kollari yapisiveriyor.
Azrailim oldu 
 
Allahim ne aci ya. Hem de ayni yere. Korku ve panikten tekrar su yutma ve kramp silsilesini geçirip devam ediyorum.Resimdeki canli le bir anda hele ki nabzinin yüzmeden ve soguktan yukarilardayken gördügünüzdeki panik çok fecii.
Haydi ARB devam diyorum.Su anda Dünyada bunu yapabilen 250 kisinin içindesin. Etrafimdeki bir sürü es dost arkadas, hatta triatlet bunu yapmaya yeltenmezken, ve sana deli gözüyle bakarken sen buradasin. Allahim diyorum sükürler olsun ki yapabiliyorum. Yapabilme, basarabilme duygusu ile doluyor tüm benligim. Kulaçlar devam ederken ikinci adanin dönüsünü görüyorum. Uzakta ana karada birikmis kalabalik var. Iste bitis orasi. Ancak nedense baktigimda net göremiyorum. Gözlükte bugu yok. Içinde su da yok. Nedendir anlamiyorum. Yüzmeye denizanalarinin içinden geçmeye devam. Her 3 kulaçta bire indiriyorum karaya bakmayi dümdüz gidebilmek için. Ancak net görüs alamiyorum. Derken dip birden yükseliyor. Deniz analari kesiliyor elim yere deyip kalkarken basim dönüyor. Bir anda Dinçeri görüyorum tut beni diyorum dengem bozuk. Sagolsun koluma yapisiyor. O esnada Iskoç gaydasini ve davullari duyuyorum. Oh be diyorum sudan 2 kursun yemis olarak ama bu sefer hipotermiye girmeden çikmayi basardim. Basarma doga ana le paralel seyiredebilme duygusu içimi kapliyor. Zira hiçbir zaman dogayi yenme güdüsüyle çikmadim araziye. Onunla paralel olabilmek onu dinlemek lazim. Yoksa ilerlemeye çalistigimiz ince çizginin öbür tarafina geçmemiz an meselesi.
Çikis Ani harika duygular
 
Dinçer'in yardimi ile sudan çiktim
 
Hizli adimlarla bisikletimin oraya dogru ilerlerken bir yandan wet süitimi eldivenlerimi çikariyorum. Hemen bisikletimin önünde Göksu sezlongu açmis -Askim harikasin çok iyi çiktin sudan diyor. Titrerken sagol iyiyim ama 2 defa deniz anasi çarpti. Ve su an dengem bozuk diyorum.
 
Bir yandan soyunup kurulanirken bir yandan giyinmeye çalisiyoruz. Islak vücuda titrerken bir seyler giymek hele ki zamana karsi çok zor. Dinçer bir yandan çekim yapip giyinmeme yardimci olurken Göksu da daha önceden hazirladigi sicak çorbayi veriyor. Gerçekten iyi akil ettik çorbayi.
 
Hava o anda güzel. Yagis yok. Uzun tayt, içlik ve kislik bisiklet ceketimi giyip, ayakkabilarima cover takip, kafama bere ve kaski taktiktan sonra uzun eldiven takip T2 çikis noktasina dogru kosar adim gidiyorum. Giderken karimdan bir sans öpücügü alip Dinçer’e de sariliyorum. 
Polar V650'yi açalim ki yolumuzu kaybetmeyelim
 
 
Basim hala dönüyor. Anlamiyorum neden. Ya soguk suyun etkisi, yüksek nabiz ile birlikte 1 saattir yatay hareket eden vücut birden sudan çikip dikey pozisyona geçince tüm kan asagi hücum ettiginden midir nedir anlayamiyorum. Daha önce hiç bu kadar olmamisti. Bisiklette ilk 15/20km bas dönmesi gözlerimin bir türlü netlesmemesi ile ugrasiyorum. Bisiklette yalpa yapmiyorum ama kafam bulanik. Ancak 20km civari geçiyor. Bu esnada sol yanigim ve dudaklarim cayir cayir. Lanet denizanalari. Ne kadar sürecek acaba yanma?
Derken neredeyse yaris sonuna kadar dinmeyecek meshur Iskoç yagmuru ve  rüzgari ile tanisiyorum Önce isil isil baslayan yagmur yer yer saganaga dönüsüyor. Asistan arabalarimiz bizi çok az takip edip gazlayip aramizdaki konusmaya göre 30-40km ileri gidip bekliyorlar. Durdugumda Dinçer 
–bro çok islak degilsin diyor.
 
Aslinda sirilsiklamim ama siyah ceketten belli olmuyor. Agzima bir seyler tikistirmakla mesgul oldugumdan cevap veremiyorum ve yoluma devam ediyorum. En büyük hatayi burada yapiyorum. Islak halde devam edip rüzgarla birlikte midemi üsütüyorum. Ilk 100km hedef gücüm ve süratimde giderken 100kmyi geçince üsüme ve halsizlik basiyor vücudumu. Ister istemez gücüm ve süratim iyice düsüyor. Arabayi gördügümde isaret edip duruyoruz. Dinçere 
-bro çok üsüdüm yagmurluk lazim diyorum. 
 
Ikinci hatam ise bisiklet için yeterli malzeme getirmemis olmam. Özellikle bisiklette giydigim daha strech yagmurlugumu unutmusum Checklistin önemi bir daha önem kazaniyor. Ben hava durumuna bakip çok kötü olmadigina kanaat getirip çok yedek almamistim. Büyük hata. Bir dahakine 2 bavul gidecegim diyorum içimden. Bu arada bazi Iskoç ve Kuzeyliler kisa kollu taytla yaristiklarini görünce insanin morali bozuluyor.
 
Dinçer hemen üstündeki yagmurlugu çikarip bana veriyor. Devam ederken yagmurluk rüzgari kestigi için biraz isitiyor beni ama midem artik hiç bir seyi almiyor. Özellikle jel, bar gibi tatli seyleri. Her durusumda tuzlu kraker, tuzlu fistik, pringles yiyebiliyorum.
Bisiklet parkuru çok zor degil. Rolling parkur dedigimiz devamli inisler çikislarla dolu. Bu sayede sikilmiyorsunuz. Doga ise büyüleyici sekilde güzel. Extreme triatlonun güzelligi iste burada. Belki turist olarak bile gidemeyeceginiz yerlere gidip hem görüp hem yarisiyorsunuz. Yemyesil yaylalar, agaçlar, koyun sürüleri hatta geyik sürülerinin bile içinden geçtik. Ben en son geyigi Bolu da dagda ve hayvanat bahçesinde görmüstüm. Sürü olarak görmek her insana da nasip degildir ülkemizde.
Kosu da iki parkur var. High Route ( yüksek rota ) 42km ve 2 tane dag zirvesinden geçiyor. Low Route ( alçak rota -ki yüksek rotaya göre alçak ) 38km ve arazide daha çok gidiyorsunuz. Aslinda kosu kosu degil dag maratonu. 2 rota olmasinin sebebi su. Eger hava bozarsa yüksek rota tehlikeli. B plani olarak alçak rotayi da olusturmuslar. Ögleden sonra saat 16:00 ya kadar yüksek rota girisine gelemezseniz alçak rotadan devam etmeniz gerek.
 
Bisikletin son 50km si saat hesaplamalari ile geçiyor kafam. Tüm kan bacaklarda toplanmis olmali ki bir türlü toplama çikarma yapamiyorum. Ama sanki yüksek rota saatini yakalayamayacak gibiyim. Araba geçerken Göksu’ya soruyorum. Tam cevap alamiyorum Sinirleniyorum. Meger onlar hesaplamis ve yetisemeyecegimi anlamislar. Moralim bozulmasin diye söylememisler. Ben üsteleyince söylüyorlar. Çok kiziyorum kendime. Neden giyinmedim neden üsüttün mideyi. Daha fazla yeseydin. Ama bunlari düsünmenin bir faydasi yok o anda tabii ki. Yaris daha bitmedi. Yüksek rota yoksa bir alti var. Önemli olan yarisi bitirebilmek. Aynen devam ARB deyip kendi kendime motive oluyorum.
 
Sansima T2 ye gelirken yagmur kesiliyor. T2 girerken göksuyu elinde bana bagirip çekim yaparken görüyorum. Selam verip yanindan hizlica geçip T2 hakemine chip okutuyorum. Göksu ve Dinçer hemen yanima gelip bisikletimi alip beni çayirlik alana degisim yapacagim yere götürüyorlar.
 
Yemyesil bir tarla ortasina Göksu sezlong, giyecek ve yiyeceklerimi sahane biçimde hazirlamis sag olsun. Karim diye söylemiyorum harika bir asistan.
T2 Degisim alani
 
T2' de beslenme
 
 
Hem giyinip hem bir sey atistiriyorum ama sadece tuzlu. Dinçer de hazir beni bekliyor. Asistan kosucu isterse tüm kosu etabinda yarismaci ile kosabilir. Ama 18. Km den sonra sporcusu ile birlikte olmak zorunda. Dinçer tüm etabi benimle kosmak için hazir.
Göksu’dan yine sans öpücügü alip, sirtimiza zorunlu ekipmanlarin oldugu çantalarimizi takip ( 2 adet termal içlik, ilk yardim seti, yagmurluk, survival panço, gps takip cihazi, eldiven, bere, su, yemek, harita, pusula,  ve batonlar )   kosmaya basliyoruz. Düsüncem görece olarak düz görünen sadece 2.5k tirmanis görünen 18k lik rotayi hep kosmak. 18k sonra T2A yani yüksek rota ve alçak rotanin baslangiç kismina varacagiz.
Dinçer'de benimle kosmaya hazirlaniyor
 
Ilk 2k asfalt kosarak ilerlerken saganak bastiriyor. Alelacele çantalarimizdan yagmurluklari çikarip giyip devam ediyoruz. Büyük bir dere üstündeki tahta köprüden sonra arazide sürecek ve hiç bitmeyecekmis bir yokus basliyor.
Vitesleri zoraki küçültüp yürümeye basliyoruz. Yemyesil çalilik ve çamurlu arazide 5 ekip tirmanmaya basliyoruz. Kari koca yarisan mi istersiniz, tek giden mi, kiz arkadasina destek veren mi bin türlü yarismaci var. Nabiz yettigince arada sohbet etmeye çalisiyoruz ama ben daha çok dinleyici oluyorum.
Daha ilk kilometrede sagnak bastirdi
 
Tepeye vardigimizda 2 gönüllünün plastik bir masa üzerine kendilerince kurdugu beslenme noktasina variyoruz. Kavanoz içindeki tuzlu pretzellere atliyorum. Gözüm sekerli seyleri görünce midem bir kalkip iniyor.
Hafif yokus asagi kosturmaya basliyoruz. Birkaç ekip geçiyoruz burada. Essiz yayla manzaralari,  tepeleri bulutlarla çevrili daglar esliginde her kareye asik olarak fotograf çekmeyi de ihmal etmeyerek devam ediyoruz.
 
 
Colin Pass adi verilen geçide girdigimiz de Iskoçya'ya bir daha âsik oluyoruz. Sanki usta bir ressamin elinden çikmis yagli boya bir tablonun içindeyiz. Yanda akan dere yer yer gölcüklere dönüsüyor yemyesil ormanin diger kenari yayla. Gölde nilüferler, kosup yürüdügümüz yol ise resmen agaçlardan olusmus tünel gibi. Colin Pass’i geçip asfalta çikiyoruz. 2k sonra T2A variyoruz. Burada zorunlu malzeme kontrolü var. Ayrica ögreniyoruz ki hava sartlari zorlayici olunca saat 13:30 da Yüksek rotayi kapatmislar. 
Malzemelerimize tek tek bakiyorlar. Eksik bir sey olursa devam etme izni yok. Direk diskalifiye. Okeyi aldiktan sonra 2k asfalttan devam edip Low Route girisine geliyoruz. Artik gerçek tirmanis zamani deyip batonlarimiz aliyoruz. Agir agir çikiyorum. Yüzlerce km den sonra az yemis vücudum halsiz. Biraz tirmandiktan sonra nabzim artiyor. Ancak bu artis baska bir sey. Bir tasa oturup dinleniyorum. Yagmur ve rüzgâr siddetin artirirken tirmanis devam ediyor. Ikinci kere durmak zorundayim. Fena hissediyorum. Oturdugum yerde inlerken bir anda kusmaya basliyorum aci aci.
Tirmanis tirmanis...
 
Eyvah ben bir kere kustum mu çok fena olurum. Takatim kalmaz. Ama bu sefer bir rahatlik geliyor. Ayaga kalkip bir tartiyorum kendimi. Hadi diyorum birkaç adim atayim. Attikça gerisi geliyor. Yükseliyoruz ama aklimda düsünce: Ya gidemeyecek kadar fena olursam? Buradan nasil inerim? Helikopterin bile havalanmayacagi bu havada nasil bir kurtarma yaparlar gibi deli sorular var aklimda? O sirada sagda bir kontrol noktasi ve yerde 2 sedye görüyorum. Allah allah birine bir sey olsa sedyede bile nasil indirilir buradan insan?
ARB diyorum isi sansa birakma. Sil at bitirememe düsüncelerini kafandan. Tek yol bitise gitmek. Orada hizlaniyorum farkinda olmadan. Yagmur ve rüzgâr o kadar siddetli ki bazen ayakta durmakta güçlük çekiyor insan. Yukarida ki bulutlar arada üstümüze inip yalayip geçiyor rüzgarla. Allahtan rüzgâr var yoksa bu bulut bir çöktü mü üstümüze senlik o zaman baslar. Ne yöne gideriz kim bilir? Siste kaybolmak çok kötüdür.
 
Tüm bu düsüncelerle kayalik ve çamurlu yer yer batak patikada kosar adim ilerliyoruz. Dinçer 
-Bro çok iyi gidiyorsun açildin diyor. 
Aslinda açilmadim yasam korkusu bu. Hayatta kalma dürtüsü. Geri dönemeyecegimi bilerek yemeden içemeden bir an önce bitise gelme istegi.
 
Harika manzaralar 
 
Hesaplarima göre 2k sonra yola çikip dagi dönüp 8 k sonra bitirecegiz. Tam bu düsüncedeyken çadirlari ve kendileri rüzgardan uçmak üzere olan kontrol noktasi hakemlerini görüyoruz. Gülümseyerek alkisliyorlar bizi. Soruyorum yola 2k kaldi degil mi ?  
-Well actaully 6 or 8K diyor kiz.
 
Allah’im bu arazide bu yagmur ve rüzgârda 8k daha mi?
Iste o zaman topukluyorum. Kizin sözleri kamçi gibi geliyor. O tempoyla önümüzdeki 4 ekibi de yakalayip geçiyoruz. 
Yagmur ve rüzgâr içimize islemis durumda. Kustugumdan beri hiç durmadan devam ediyorum. Ne bir tik su ne bir enerji verici bir sey girmedi agzima. Zira midem agzimda hareket ediyorum
Dinçer Sertakaya
 
Kilometrelerdir yaninda kâh alçalip kâh yükseldigimiz dere birden harika bir selaleye dönüsüyor. O an tüm korkularin acilarin yerin hayranlik duygusu aliyor. Arkada daglar yemyesil ova üstünde tek tük agaçlar ve ugultuyla akan selale…
Üstündeki köprüden geçerken 
-Bro diyorum sanirim 1 k sonra yola çikacagiz. Korku ile nasil bir hesaplama yaptiysam tam 1k sonra yola variyoruz. Halim olsa egilip yeri öpecegim.
Dinçer ertesi gün kosu parkurunun sonnda ki Selaleye gitti
 
Ama daha 4k var bitise. Bu yol kaldigimiz köye giden yol. Bildigim yol. Insana iyi geliyor bildigi yerde gitmek Tabii çikacagimiz yokusu da bilmek ayri aci tarafi. Batonlarla tik tik tik ilerliyoruz tek yönlü asfaltta. Torridon köyünün tek tük evleri görünüyor tempomuz artiyor. Dinçer yanimda kosmaya basladi bile. Ama ben kosamiyorum. Kosarken hopladikça tüm midem agzima geliyor. Onun hafif kosu temposunda yürüyorum.
 
Bir karavanin önünden geçerken penceresinden sarkan kadin elinde birseyler uzatarak sesleniyor bize.Bakiyoruzki iki kadeh. 
-Ev yapimi Scotch Viski diyor. 
-Ögggg hop mide agzimda. Thank you but my stomac is not good (tesekkürler midem iyi degil) derken Dinçer iki kadehi de Türk takimi adina yuvarliyor.
-Içim isindi bro,  diyor
-Sorma benimse içimde disimda diyorum.
Yaklasik 1k sonra Celtman bayraklarini görüyoruz. Kilometrelerce Dinçer’in sirtinda tasidigi çantasindan bayragimizi çikariyorum. Ikimizde bayragimizi tutarak Göksu’nun çigliklari hakemlerin, yeni yarisi bitirmis yarismacilarin alkis ve bagirislari altinda bitis takindan geçiyoruz.
Bitis ani farkedilmese de mutluluktan uçuyorum 
 
Sanirim ilk yaptigim sey egilip midemi küçültmek oluyor. Çikartip rezil olmamak için kasiyorum kendimi. Aslinda ne yalan söyleyeyim birazda akan göz yaslarimi saklamak için…
Kendimi toparlayip önce kilometrelerce bana eslik eden Dinçer’e sariliyorum sonra hala çekim yapan karim Göksu’ya sarilip öpüyorum.
 
-Askim seninle gurur duyuyorum diyor.
-Ben hiç gurur duymuyorum diyorum.
Bisiklette iyi giyinmeyip hata yapip midemi üsüterek Yüksek rotayi kaçirdigim için çok ama çok pismanin.
Bana sarilip içeri üstüme degistirmeye ve isitmaya götürüyor. Üstümü degisip onlarca yarismacinin soluk ve terleri ile isittigi koca salonda otururken tüm yaris film seridi gibi geçiyor gözümün önünden.
Niye gurur duymayayim ki kendimden. Suratima 2 defa deniz anasi çarpti, hipodermiye girmeden çok iyi yüzdüm, 200km yagmurda rüzgârda bisiklete bindim, midemi üsüttüm, kustum, 38km rüzgâr, yagmur ve sularin içinde kah kostum kah yürüdüm. Yarisi bitirdim. Ben de artik Celtman bitirebilen o küçücük insan toplulugundan biriyim.
Oh beee. Bitti deyip keyifle arkama yaslanip keyfini çikariyorum.
 
Bu macerada bana destek verenler oldu. 
Bu yil bisiklet sponsorum olan Cervelo S5 ile yarismami saglayan Bisiklet Cumhuriyetinden Hasan bey ve teknik destek veren Ergin çok çok tesekkürler. 
Kosu için malzeme destegi veren ASICS Türkiye; gerçekten Asics Tri Noosa ve bir kere bile kaymayan Asics Fuji Trabuco ile kosu, tirmanis etaplarinda çok çok rahat ettim. ASICS’e çok tesekkürler.
Kaldigimiz Kulübe ve Cervelo S5
 
Ama malzemeden daha da önemlisi bana en çok yardimi dokunan dostum Sevgili Dinçer ta Izmir’den kalkip Iskoçya’ya geldi yardim etti, çekim yapti benimle kostu. Sonsuz tesekkür ederim.
Ancak en büyük tesekkür ise sevgili esim Göksu’ya. Aylardir dirdirimi çekti, yeri geldi ben rahat idman yapayim diye kendi idman yapmadi oglumuz Daghan’a bakti. Yarista bir anne gibi yemedi yedirdi içmedi içirdi. Onu çok seviyorum iyi ki var. Onsuz bu yarisi nasil yapardim bilemiyorum.
  
Canim Karim Göksu ile...
 
Yakin dostlar arkadaslar biliyor zaten ama sikça sorulan bir soru var. Yine yapar misin? 
9 Aralik’ta Patagonman yarisina  kaydim var. Sponsor bulursam gidecegim.
Celtman’i mi sordunuz? 2019 oradayim yine insallah. Bu sefer o zirveden asagi bi bakmam lazim.
Eh Celtman olunca giyiyorsun bunu mecbuur...
 
Fotograflar için Dinçer kardesime tesekkür ederim.Detayli foto galeri için buraya tiklayin
 
Macera ile Kalin
 

 

Bu yazı hakkında toplam 4 yorum bulunmaktadır. Sizde yorum ekleyebilirsiniz >

Yorumlar

Onder Anilturk
Yazan: Onder Anilturk   24.06.2018 22:08:46 - 22:08:46Brom, seninle gurur duyuyorum, herseye ragmen sonunu getirmissin. Helal olsun... Dinçer e ve Göksu yada tebrikler, bu extreme isi desteksiz çok zor, onlarsiz olmaz. Eh artik seneye çikarsa beraber gideriz en tepeye. Darisi bizim basimiza.
Ilker Burgaç
Yazan: Ilker Burgaç   24.06.2018 23:18:14 - 23:18:13Dünyanin bir ucunda geçen zorlu bir yarisi ilk agizdan dinlemek, zorluklarina ve basarma hissine ortak oldugumuz bu raporu okumaktan büyük keyif aldim. Daha nice yaris raporlarini okumak dilegiyle..
Özgür
Yazan: Özgür   1.07.2018 14:23:28 - 14:23:28Tebrikler!
ozan demir
Yazan: ozan demir   2.07.2018 10:44:27 - 10:44:27Bravoo hocam … Gerçekten inanilmaz isler yapiyorsun.. Gurur duyuyoruz.. Ayrica heyecanla okudugum ilk yaris raporuydu.. :)

Yazıya Yorum Ekleyin

* Takma ad kullanabilirsiniz

* Yorumunuzda görülmeyecektir

 Evet   Hayır* Her defasında yeniden girmemeniz için